AHİRET (SONRAKİ YAŞAM)


Mevcut evren(ler)in çöküşü; yeni ve sonsuz evren(ler)in başlangıcına sebep olacaktır. 

29:20 …Sonra, yine Tanrı son yaratılışı başlatacaktır….

14:48 
Yerin başka bir yere, göğün başka bir göğe dönüştürüleceği… 

40:39 …Sonraki yurt ebedi bir duraktır

Cinler ve insanlar, kıyamet/diriliş gününde -önceki- yaşamları üzerine yargılanacaklardır. 

55:31  Ey sorumlu iki topluluk, sizi elbette sorguya çekeceğiz

21:47  Diriliş günü için adalet terazileri kurarız… 

39:31 Sonra diriliş günü, Efendinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız. 

Kötülüğü/sapkınlığı/negatifi seçen cinler ve insanlar cehenneme; iyiliği/erdemi/pozitifi seçenler ise cennetlere/bahçelere geçecektir. Yani herkes, tuttuğu yolun meyvesini yiyecektir (39:70, 2:82, 10:52).


CENNET VE CEHENNEM

CENNET

Cennet, “bahçe” anlamına gelir. Kendisine ve bütüne iyilik eden erdemliler, üç boyut ötesi ve ebedi huzur/mutluluk/barış bahçelerinde yaşayacaklardır. 

28:83  Bu ahiret yurdunu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyenlere ayırdık. Sonuç erdemlilerindir. 

57:21  Efendinizden bir bağışlanmaya ve genişliği gökler ve yer kadar olan bir bahçeye koşun.  

19:61  Rahman'ın kulları için söz verdiği, duyular ötesi Adn bahçelerine… O'nun sözü, kuşkusuz yerine gelecektir. 

Kuran’da bahçe sayısı/derecesi için kesin sayı verilmez ancak yedi bahçe ismi anılır (Naim, Adn, Firdevs, Hüsna, Dârüs’s-Selâm, Dârü'l-Mukame, Meva). 

CEHENNEM

Cehennem, Arapçaya İbraniceden geçmiştir ve “gözyaşı vadisi/çukuru” anlamına gelir. Kendisine ve bütüne kötülük edenler; yedi derecesi bulunan ebedi pişmanlık haline geçeceklerdir. 

10:52  Sonra zulmedenlere: “Ebedî azabı tadın” denir, “Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?” 

15:44  Onun yedi kapısı vardır ve her bir kapı için onlardan belli bir pay vardır. 

CEHENNEM AZABINI HAK EDEN; BAHÇELERE GİDEMEZ 

Herkes cehennemi görecektir; ancak affedilenler azaba girmeden bahçelere gideceklerdir. 

102:7  Zaten onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz. 

19:71-72  İçinizden oraya gelmeyecek yoktur; bu, Efendinin gerçekleştireceği kesin bir karardır. Sonra erdemlileri kurtaracağız… 

21:101 Ancak kendilerine mutlu bir son belirlediklerimiz hariç, onlar ondan uzaklaştırılacaklardır. 

46:16  İşlediklerinin en iyisini kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler bahçe halkı arasındadırlar…

Yani cehennemde belli bir bedel ödeyip, cennete gitmek diye bir şey yoktur. Cehennem “azabını” hak edenler, affedilmemiş olanlardır. Bu kişiler, cehennemden çıkarılmayacaklar ve bir süre sonra çetin azaba (tamamen yok oluşa) uğrayacaklardır. 

2:80  Sayılı birkaç gün dışında ateş bize değmeyecek" dediler. De ki: “Tanrı’dan böyle bir söz mü aldınız -ki Tanrı verdiği sözden dönmez– yoksa Tanrı adına bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?” 

19:72 … Zalimleri ise orada diz üstü bırakacağız

43:74  Suçlular, cehennem azabında ebedi kalıcıdırlar

14:17  Ölüm kendisine her yandan gelir, ama ölemeyecek. Ardından da çetin bir azap gelecektir

10:52  Sonra zulmedenlere: “Sonsuzluğun azabını tadın” denir, “Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?” 

32:14  Bugünkü karşılaşmanızı unutmanızın sonucunu tadın, biz de sizi unutacağız. Yaptıklarınızın bir sonucu olarak ebedi azabı tadın. 

45:34  Ve onlara şöyle denir: “Bugünkü karşılaşmanızı unuttuğunuz için biz de bugün sizi unutuyoruz. Yeriniz ateştir ve sizin bir yardımcınız da olmayacaktır.” 


CENNET VE CEHENNEM ÖRNEKLENMİŞTİR

Cennet için ırmaklar, kadehler, hizmetkârlar, meyveler gibi şeyler anlatılırken; cehennem için ateşten ve açlıktan bahsedilir. Cennet/bahçe için anlatılanlar ebedi huzur/mutluluk vizyonu verirken, cehennem için anlatılanlar ise ebedi acı/pişmanlık vizyonu verir. 

Bunlar cennet ve cehennem ile ilgili resimler/pencerelerdir; mevcut algılarımız için örneklemelerdir.

2:25  İnanıp erdemli davrananları, içlerinde ırmaklar akan bahçelerle müjdele. Kendilerine oradaki ürünlerden rızıklar sunulduğunda “Bu, daha önce bize sunulan nimetlerdir” derler. Böylece, kendilerine benzetmeler verilir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar. 

13:35  Erdemlilere söz verilen bahçenin örneği şudur: Altından ırmaklar akar, yemişi de süreklidir gölgesi de. Bu, erdemlilerin sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir. 

47:15  Erdemlilere söz verilen bahçenin örneği şudur: İçinde arı sudan ırmaklar, tadı bozulmayan sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren sarhoş edici maddelerden oluşan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için orada her türlü ürün ve Rab'lerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte sürekli kalan ve bağırsaklarını yırtan kaynar bir sudan içirilen kimselerin durumu gibi olur mu? 

47:6  Ve onları, kendilerine tanımlamış olduğu o bahçeye koyacaktır. 

*Pişmanlık ve huzursuz durumlar için kullandığımız “ateşten gömlek giymek” ve “başından aşağı kaynar sular dökülmesi” gibi deyimler de cehennem örneklemelerinde kullanılmıştır. 

22:19 …İnkarcı olanlar için ateşten elbiseler biçilir ve başlarından aşağı kaynar su dökülür. 

2:167 …Böylece Tanrı yaptıklarını pişmanlığa dönüştürür; ateşten çıkamazlar. 

Bu örneklemeler, gerçeğin peşinde olan-olmayan herkes için sınavdır. Örneğin, cehennemin örneklerinden biri olan zakkum ağacı, Kuran’ın indiği zamanlarda inkârcılar tarafından oldukça alaya alınmıştır. “Ateşin olduğu yerde ağaç mı biter?” dalgasını sürenler, bunların metafor olduğunu anlamamıştır/anlamayacaktır… 

37:62-64  Bu mu daha iyi bir duraktır, yoksa zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için bir test kıldık. O, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır

17:60  Efendinin insanları kuşatmış olduğunu sana bildirmiştik. Fakat sana gösterdiğimiz görüntü ile ve Kuran'da lanetlenen ağaçla sadece insanları denedik. Biz onları uyarırız, ancak bu, onların azgınlığına büyük bir katkıda bulunmaktan başka sonuç vermiyor. 


ÖLMÜŞ İNSANLAR ŞU ANDA NE YAPIYOR?

Öncüler hariç bütün insanlar, ölümle birlikte diriliş gününe kadar bilinçsizlerdir/uykuya dalarlar (16:21, 36:51-52, 79:13-14). 

16:21  Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.

36:51  Boruya üflenince, onlar mezarlarından kalkıp Efendilerine koşacaklar.

79:13-14  O bir tek dürtüşten ibarettir. Onlar uyanıvermişlerdir.

Öncüler ise ölümleriyle birlikte sonsuz yaşamlarına -hemen- geçmişlerdir/geçerler. Tanrı’ya yakın olan bu insanların, sonsuz yaşamlarına başladıkları yer; Tanrı’nın katıdır… 

3:169  Tanrı yolunda vurulanları ölü sanmayın; bilakis onlar Efendilerinin katında nimetler içinde diridirler.

2:154  Tanrı yolunda öldürülenlere, “Onlar ölülerdir” demeyin. Aksine onlar diridir fakat siz farkında değilsiniz.

16:32  İyi/erdemli durumdayken melekler canlarını almaya geldiklerinde, “Selam size olsun. Yaptıklarınızın karşılığı olarak bahçeye giriniz” derler

36:26-27  Kendisine, “Bahçeye gir” denir. “Keşke benim halkım bir bilseydi; Efendimin beni bağışladığını ve beni ağırladığını…” der. 

3:169-171  Tanrı yolunda vurulanları ölü sanmayın; bilakis onlar Efendileri katında nimetler içinde diridirler. Tanrı’nın onlara bolca verdiği nimetlerle neşe içindedirler. Kendilerine daha katılmamış yoldaşlarına bir korku ve üzüntü olmadığını müjdelemek isterler. Tanrı’nın bol nimetini ve Tanrı’nın gerçeği onaylayanların ödülünü yitirmeyeceği gerçeğini müjdelemek isterler

22:58-59  Tanrı yolunda göç ettikten sonra ölenler veya öldürülenler, Tanrı tarafından güzel bir rızık ile besleneceklerdir. Kuşkusuz Tanrı rızık verenlerin en iyisidir. Hoşnut olacakları bir kabul ile katına alacaktır onları. Tanrı Bilendir, Şefkatlidir. 

*Bu durum, öncülerin Dünya’da yaşayanları duyabilecekleri/görebilecekleri anlamına gelmez (35:14, 35:22, 5:117).

Öncüler; peygamberler, elçiler, şahitler ve Tanrı’ya yakın olan insanlardır (36:26, 3:169-171). Öncü insanların çoğu eski devirlerin, küçük bir kısmı da yeni devirlerin insanlarıdır. 

56:10-14  Bir de ileri geçen öncüler vardır. İşte onlardır yaklaştırılanlar. Nimet bahçelerinde… Onların büyük bir kısmı önceki nesillerden. Küçük bir kısmı da sonraki nesillerdendir. 


ÖZETLE “NE OLACAK?”

Büyük bir ayrılma/patlama ile oluşmuş ve genişlemeye başlamış evren(ler)imiz (21:30, 51:47), bir gün çökecek ve bu çöküş yeni evren(ler)in/yaratılışın başlamasına sebep olacak (21:104, 29:20). 

Evrenl(ler) içinde oluşmuş/yaşamış her şey, yeni yaratılışın bir parçası olacak (6:38). Yaşamında pozitifi/barışı/erdemi/sevgiyi/iyiliği yaşamış olanlar, ebedi huzur için üç boyut ötesi yaşama başlayacaklar. Bencilliği, ihtirası, egoyu, ahlaksızlığı, kötülüğü esas alanlar ise pişmanlıklarını yaşayıp, yok olacaklar… 

Sana, Tanrı’nın egemenliğinde, kötülüğün/negatifin olmadığı sonsuz bir yaşam haber veriliyor. Bundan daha iyisi olabilir mi? 

6:32 Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlence. Erdemliler için ahiret yurdu daha hayırlı. Düşünmez misiniz?

 DİPNOT** 

Müslüman, Yahudi, Hristiyan, bir başka dine tabi olan, deist veya agnostik; hayatını pozitif/iyi/erdemli/barışçı yaşamış ve inkârcı olarak ölmemiş herkes, sonsuz huzur bahçe(ler)inde birlikte olacaktır. 

5:69 Gerçeği onaylayanlar, Yahudiler, diğer dinlerden olanlar ve Hıristiyanlardan kim Tanrı’yı ve ahiret gününü onaylar ve erdemli bir yaşam sürerse onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler de… 

2:62  Gerçeği onaylayanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve diğer dinlerden her kim: Tanrı’yı ve ahiret gününü onaylar ve erdemli bir hayat sürdürürse, onların ödülleri Rab'leri katındadır. Onlar için korku ve üzüntü yoktur. 

2:112  Doğrusu, kim iyilik yaparak kendini Tanrı’ya teslim ederse, onun ödülü Efendinin yanındadır; onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir. 

26:88 O gün, paranın ve çocukların yararı olmayacaktır. Tanrı'ya temiz bir kalp ile gelenler hariç.

Yani kendisine “Müslüman” diyen herkes değil; erdemli bir hayat yaşamışlar (kendilerine hiçbir zaman “Müslüman” dememiş bile olsalar) huzurlu bahçe(ler)de olacaklar. Aksini iddia eden de bilsin ki; Muhammed de bunu söylediğinde herkes kendi dinini ortaya atıp duruyordu, ama aldıkları cevap “Delilinizi getirin!” oldu. 

2:111  ”Yahudi veya Hıristiyanlardan başkası bahçeye giremez" dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: “Doğru sözlüler iseniz delilinizi getirin.”