KADER


Evrenin işleyişi incelenmeden, kaderin ne olduğu anlaşılamaz…

EVRENİN İŞLEYİŞİ 

Henüz evrenin işleyiş şeklini tam olarak ortaya koyamadık, belki de hiç konamayacak. Ancak mevcut bulgular, özellikle matematik ve kuantum fiziği; Kuran ile benzer şeyleri işaret etmektedirler… 

Bir zamanlar, evrenin işleyişiyle ilgili güçlü teorilerden biri determinizmdi. Determinzme göre; evreninin işleyişi ve içinde gerçekleşen olaylar çeşitli bilimsel yasalarla belirlenmiştir ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmeleri zorunludur [1]. Matematikçi ve gökbilimci Laplace, bu durumu şöyle örnekler; 

“Parayı havaya attığımızda yazı veya tura gelmesi bizim düşündüğümüz gibi yüzde ellilik bir şansa bağlı değil; elimizin parayı tutuş açısına, paranın atıldığı ortama, sıcaklığa, paranın yapıldığı maddeye, paranın büyüklüğüne ve paraya uygulanan kuvvete bağlıdır. Bunu hesaplamak, dolayısıyla sonucu bulmak mümkündür. Ancak insan beyni bunu yapabilecek kapasiteye sahip değildir.” 

Deterministler ve Laplace haklıydı ancak, kuantum fiziği işin bu kadar basit olmadığını, hesaba katılacak başka şeylerin de olduğunu kanıtladı. Max Planck, enerjinin kesintisiz olarak değil, “küçük ve belirli paketler” halinde yayıldığını söyledi. Werner Heisenberg ise taneciklerin hep bir belirsizlik içinde olduklarını ispatladı. Ve Thomas Young, çift yarık deneyinde, parçacıkların hem parçacık hem de dalga gibi davranabildiğini kanıtlarken, gözlemcinin de parçacıkların davranış şekillerini etkileyebildiğini ortaya koydu.

“Çift yarık deneyinde; fotonlar çift yarıktan geçirilerek bir perdeye gönderildiğinde beklenen, (tek bir yarıktan geçtiğinde oluşan gibi) düz bir çizgi oluşmasıydı. Ancak, çift yarıktan geçtiklerinde oluşturdukları şekil, bir dalga girişimi olmuştur. Fotonların neden böyle davrandığını anlamak için sisteme bir gözlemci yerleştirildiğinde ise, oluşan şekil iki çizgidir! Yani her bir durum, her parçacık için bir olasılıktır ve bu olasılıkların hangisinin gerçekleşeceği gözlemciye de bağlıdır”[2].

Görünen o ki; evren belirsizliklerle değil, belirli yasalar ve olasılıklarla dolu. Tanrı tarafından belli yasalarla kodlanmış evrenimiz, kaotik (belirlenebilir bir düzeni olan fakat buna rağmen uzun vadede öngörülemeyecek şekilde karmaşık) işlemektedir. Çünkü her parçacık seçim yapabilmekte ve aynı zamanda gözlemden etkilenmektedir.

Oluşabilecek her olay üst üste binme durumundadır. Varlık alanındaki her şey, birbirleriyle dolanıktır. Baş Gözlemci (Râkib) Tanrı’nın ve her parçacığın yaptığı gözlem ve seçim; sürekli olarak AN’ı oluşturmaktadır.

55:29 Göklerde ve yerde olan herkes O'ndan ister. O, her an yeni bir iş ve oluştadır.

89:14 Efendin sürekli gözetlemektedir

47:19 …Tanrı sizin tüm hareketlerinizi ve duracağınız yeri bilir.

57:22 Yeryüzünde ve aranızda oluşan hiçbir şey yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta kayıtlı olmasın. Bu, kuşkusuz Tanrı için çok kolaydır. 

41:11 Sonra duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere; “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. Onlar da, “İsteyerek geldik” dediler.

17:13 Her insanın kaderini kendi kişisel seçimine bağlamışızdır… 

81:29 Evrenlerin Efendisi olan Tanrı dilemedikçe, siz dileyemezsiniz 


KADER: KODLAR + SEÇİMLER + İHTİMALLER 

Tanrı tarafından kodlanmış tanecikler; birbirlerine, yaydıkları bilgi paketlerine göre cevap verir ve birbirleriyle dolanıklardır. Evrenin işlevi, sadece taneciklerin gözlem ve seçimlerini yansıtmaktır

Yani “Tanrı kaderimizi çizmiş, biz de yaşıyoruz işte.” diye bir şey yoktur! Kader; kontrolünde olmayan, yalnızca Tanrı’nın belirlediği ve ötesine geçemediğin bir şey değildir! Yaşamış, yaşıyor olduğun ve yaşayacağın her şey, kendi seçimlerinin sonuçlarıdır…

53:39  Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur. 

17:13  Her insanın kaderini kendi kişisel seçimine bağlamışızdır

Düşüncelerin ve eylemlerin (seçimlerin), hayatında yeni sonuçlar/değişimler (durum ve ihtimaller) yaratır. “Ben iyi de olsam, suçsuz da olsam başıma hep kötü şeyler geliyor!” deme. Olumsuz şeyler için isyan etmek veya başkalarını suçlamak yerine, ilk olarak kendine “Ben bunu neden yaşıyorum?” diye sor. 

Yaşamını iyi/güzel/erdemlilik üzerine yargılarsan, olumsuzlukların başına gelme nedenlerini fark edersin. Eğer problem senin seçimlerinde ise kendini değiştirirsin; sende değilse değiştirmek için elinden geleni yapıp sabredersin. 

Kötü “algıladığın” her şeyde mutlaka dersler/iyi şeyler vardır. Yani önemli olan başına ne geldiği değil, ona ne tepki verdiğindir; onu nasıl anlamlandırdığındır. Çünkü verdiğin tepki, yaydığın frekans/titreşim olacaktır. Bu yüzden başına gelene sabret ve bakış açında hayrı ara; iyi seçimler yapan, iyi bir gözlemci ol.   

8:25  Sizden sadece zalimlere çatmakla kalmayacak olan sınavdan sakının. Bilesiniz ki Tanrı’nın cezası çetindir. 

2:155 …Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma ile imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele! 

31:17  …Namazı gözet, iyiliği emret, kötülükten menet ve başına gelene sabret. Bunlar temel davranışlardandır. 

94:5  Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır. 

Kusursuz olamaz ve kusursuz bir hayat yaşayamazsın, bunu isteme; çünkü kusursuz olan yalnızca O'dur. Ve asla “Ben oldum!” deme, olmaya da çalışma, olmayacaksın; bu bedenden çıkana kadar ders almaya devam edeceksin. Dünya hayatında barış ve huzur içinde bir yaşam için yapman gereken çok basit: Kendine, evrene, çevrene saygı duy. Ahlaklı ve paylaşımcı ol. Bütüne yararlı olmak için çabala ancak; sonuçları için ihtiraslı olma. VAR OLUŞUN KAYNAĞI’na teslim ol ve yalnızca O’ndan medet um. 

1:5 Ancak sana hizmet eder, ancak senden yardım dileriz. 

31:22 Kim, güzel davranarak tümüyle Tanrı'ya yönelirse en sağlam bağa sarılmıştır. Tüm işleri Tanrı kontrol eder. 

41:33  Tanrı’ya çağıran, erdemli davranan ve “Ben teslim olanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?


ORTAK (TOPLUMSAL) KADER

İnsanları bile bile saptıranlar hariç (16:24-25) hiç kimse, kimsenin seçimlerinden sorumlu değildir; herkes kendi yapıp ettiğini bulur. 

6:146  Herkes kendi yaptığından yarar görür ve kimse kimsenin yükünü çekmez. 

2:286  Tanrı kişiye ancak kapasitesi kadar yükler. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülükse kendi zararınadır.

Ancak her insan, kendisine ve çevresine iyi/pozitif değerleri hakim kılmak için elinden geleni yapmalıdır. Örneğin; bir toplumda ahlak, vicdan, dürüstlük gibi pozitif değerler bulunmuyorsa, orada huzur ve barış yoktur. Çünkü toplumun “karakteri” pozitif değerlere göre tavır almamaktadır. Bu durumda, bu değerler oluşuna kadar yaşanan/başa gelen negatif olaylar değişmez. 

8:53  Zira, bir topluluk kendilerini değiştirmedikçe, Tanrı onlara verdiği nimetleri değiştirecek değildir. Tanrı İşitendir, Bilendir.

13:11 Önünden ve ardından izleyiciler var da kendisini Tanrı’nın emrinden mi korurlar? Bir topluluk kendisini değiştirmedikçe Tanrı onların durumunu değiştirmez. Tanrı bir topluluk için fenalık istedi mi, hiçbir güç onu durduramaz; onların O'ndan başka bir koruyup kollayanları da olmaz

Böyle toplumlara “yöneticileri” ile ders verilebilir; siyasetçiler, belediye başkanları, bakanlar, hakimler veya bürokratlar insanlara zulmedebilirler. Böyle durumlarda güçlünün yanında olmak (güce tapmak/güçlüden korkmak) yerine; doğrudan yana olup, doğrudan yana toplumsal irade yaratılmalı, birlik ve dayanışma içinde haksızlıklara karşı direnilmelidir. Tanrı, erdemlileri böyle tanımlar… 

42:39-42 Haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunurlar. Kötülüğün cezası, benzeri bir kötülüktür ancak kim affeder ve erdemli davranırsa Tanrı tarafından ödüllendirilir. O, zalimleri sevmez. Haksızlığa uğradıktan sonra hakları için direnenler kınanmazlar, cezalandırılmazlar. Ancak, halka zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere saldıranlara karşı durulmalıdır. Onlara acı bir azap vardır.

Eğer toplumun durumu/toplumsal bilinç pozitif değerlere geçiyorsa/geçecekse ve haksızlıklara karşı direniyorsa/direnecekse, Tanrı; zulmedenlere makam, para, mülk gibi şeyler yığar ve hiç beklemedikleri anda her şeyi ellerinden alır. 

6:123 Her ülkenin önde gelen suçlularına, orada hile ve entrika yapmaları için izin verdik. Aslında kendilerinden başkasını kandırmıyorlar. Ama farkında değiller. 

17:16  Biz bir toplumu yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.

6:44  Kendilerine iletilen mesajı unuttuklarında kendilerine her şeyin kapısını ardına kadar açtık. Kendilerine verilenlerle şımarınca onları ansızın yakaladık ve böylece şaşkın ve umutsuz kaldılar. Zulmeden topluluğun ardı böyle kesilir. Övgü, evrenlerin Efendisi Tanrı’ya aittir. 

35:43  Yeryüzünde büyüklendiler, kötülük planladılar. Halbuki kötü plan sahibine geri teper. Geçmişlere uygulanan sistemden başkasını mı bekliyorlar? Tanrı’nın sisteminde bir değişiklik göremezsin; Tanrı’nın sisteminde bir sapma göremezsin. 

17:58  Hiçbir ülke yok ki diriliş gününden önce onu yok edecek veya şiddetli bir biçimde cezalandıracak olmayalım. Bu, kitapta yazılmış bulunuyor.

8:53  Zira, bir topluluk kendilerini değiştirmedikçe, Tanrı onlara verdiği nimetleri değiştirecek değildir. Tanrı İşitendir, Bilendir..


ÖZGÜR İRADE

Mutlak varlık/Tanrı hariç her şey, önceki evresinin devamıdır. Evrendeki her şey, hatta evrenin kendisi; kendisinden önceki yüzünden vardır. Pierre Simon Laplace'ın dediği gibi; “Evrenin bugünkü durumu önceki durumunun sonucu; sonraki durumunun nedenidir.” 

Örneğin sen, sen istediğin diye veya senin sayende değil; “büyük patlamanın öncesi, büyük patlama, büyük patlamayla oluşan toz ve duman, toz ve dumanın oluşturduğu samanyolu, orada oluşan dünya…” serisi sayesinde; o tanecikler istedi diye varsın. 

41:11  Sonra duman halindeki göğe yönelerek ona ve yere, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. Onlar da, “İsteyerek geldik” dediler. 

Sen, evrenin belli yasaları içinde oluşmuş ve bu yasalar içinde seçim yaparak yaşayan bir varlıksın. Yani özgürlüğün; seçim yapabilmendir. Ve her tanecik istese de istemese de kabul etse de etmese de Tanrı’nın yasaları içinde seçim yapabilmektedir… 

3:83  Tanrı’nın yasasından/dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde ne varsa ister istemez O'na teslim olmuştur ve hepsi O'na döndürülecektir. 

22:18  Göklerde ve yerde bulunan kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçok kişinin Tanrı’ya boyun eğdiklerini görmez misin? 

13:15  Göklerde ve yerde olan herkes ister istemez Tanrı’ya boyun eğer eder. Gölgeleri de sabah akşam… 

16:49  Göklerde ve yerde bulunan tüm yaratıklar ve melekler Tanrı’ya boyun eğerler ve büyüklük taslamazlar.


TANRI’NIN HER ŞEYİ BİLMESİ 

Uzay/zaman doğrusal ve evrensel değildir. Zaman, evrenin her köşesinde aynı değildir; gözlemciye göre de değişir. Hatta zaman diye bir şey yoktur! 

Geçmiş ve gelecek algıları illüzyondur. Örneğin biz, deneyimlediğimiz/hafızamızda yer etmiş bilgileri geçmiş, henüz deneyimlemediklerimizi ve yapmayı düşündüklerimizi ise gelecek olarak nitelendiririz. Ancak hep ŞİMDİKİ ZAMANI/AN’ı yaşarız; biz sürekli ŞİMDİ ve BURADAyız. Yani, yarın veya dün yoktur; evrenin mevcut durumu vardır. 

Tanrı, başlangıçlı ve genişlemekte olan evrenimizin uzay/zamanın hem içinde hem de dışındadır. O, zamandan bağımsızdır; AN’dadır. O’nun için her şey olup bitmiştir. Bunun tasviri, bir başlangıca ihtiyaç duyan zaman algımız ile algılayabileceğimiz bir şey değildir; namaz, meditasyon gibi şeyler “zamansızlığı” kavramaya yardımcı olabilir. Ancak herkes için, Adam Fawer’ın şöyle bir örneği vardır:

"Bir an için doğanın tüm güçlerinin ve bunu oluşturan tüm varlıkların konumlarını anlayabilen bir canlı olduğunu düşünürsek -ve bunun verileri inceleyebileceğini de düşünürsek- aynı anda evrendeki en büyük varlıkları ve en küçük atomları da hesaba katarak bir hesap yaparsa, hiçbir şey belirsiz değildir ve gelecek de aynen geçmiş gibi gözlerinin önündedir.“ [Adam Fawer - Olasılıksız]

Yani mutlak varlık/Tanrı varsa “zamandan bağımsız” olması ve “her şeyi bilmesi” normaldir… 

57:3  O ilktir, sondur. O en dıştakidir, en içtekidir. O her şeyi bilir. 

20:110 Hiç kimse O'nu bilgice kavrayamazken, O onların geçmişini de geleceğini de bilir. 

47:19 …Tanrı sizin tüm hareketlerinizi ve duracağınız yeri bilir. 

10:61 …Göklerde ve yerde bulunan bir atom ağırlığı bile Efendinin kontrolünün dışına çıkamaz. Atomdan da küçük olsun büyük olsun, her şey apaçık bir kitapta kayıtlıdır

22:70  Tanrı’nın gökte ve yerde olan her şeyi bildiğini bilmez misin? Tüm bunlar bir kitapta kayıtlıdır. Elbette bu Tanrı’ya kolaydır.


ALINTILAR

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Determinizm

[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Çift_yarık_deneyi

[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Uzayzaman