REŞAD HALİFE'Yİ KUSURSUZLAŞTIRMAYIN


REŞAD HALİFE ELÇİ Mİ? 

Kuran, sırrı ortaya çıkaracak bir elçiyi haber verilmişti. Bu haberde de ilgi çekici bir ayrıntı var.

72:26-28 O geleceği bilendir; ve O sırrını hiç kimseye göstermez. Ancak seçtiği bir elçi hariç; nitekim O, o elçiden önceye ve sonraya ait bir gözlem sunar. Böylece, elçilerin Efendi’lerinin mesajını ilettikleri ortaya çıksın. O onların yaptıklarını tümüyle kuşatmıştır ve her şeyi sayı olarak hesaplamıştır.

72:27 ayetinin orijinali “halfihî rasadâ” olarak bitiyor.

ORİJİNAL:

 إلَِّا مَ اِن ارْتضََى مِن رَسُو لا فإَنِهَاُ يسَْلكُاُ مِن بيَْناِ يدََيْهاِ وَمِناْ خَلْفِهِِ رَصَدًا

OKUNUŞU: İllâ meni artedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ.

19’u ortaya çıkaran da Reşad Halife oldu. Yani haber verilen elçinin Reşad Halife olduğu kesindir.
 


REŞAD SADECE 19’UN ELÇİSİ Mİ, HER ŞEYİ HATASIZ MI ANLATMIŞTIR?

Reşad’ın haber verdiği iki şey vardır. Birisi zaten Kuran’ı okuyan ve anlayan herkesin onaylayacağı; dinin biricik kaynağının Kuran olduğu gerçeği, diğeri 19’dur. 

Reşad Halife de herkes gibi bir insandır ve hatalar yapabilir. Tüm elçiler de peygamberler de hata yapmış, günah işlemişlerdir. Bu hatalar elbet bir gün Tanrı tarafından (belki teknoloji, belki doğa, belki de başka bir elçi tarafından) düzeltilir.

7:6 Kendilerine mesaj gönderilenleri de sorguya çekeceğiz, elçileri de sorguya çekeceğiz.

22:52 Senden önce, arzularına sapkının karışmadığı hiçbir elçi ve hiçbir peygamberi göndermedik. Tanrı sapkının attığı şeyleri ortadan kaldırır ve sonra Tanrı ayetlerini sağlamlaştırır. TANRI Bilendir, Bilgedir.

Reşad, ortaya çıkardığı sistemin (19) sayımlarında bile hatalar yapmıştır; kusursuz olması da beklenmemelidir.


BSM-İSM-VAHİD

Hataların başında besmeledeki BSM kelimesini İSİM kabul etmesi gelir. 

Reşad, BSM’nin Kuran’ı eşit 3 parçaya bölüşünü ortaya çıkarmamıştır. Bu kelimenin asıl işlevi budur.

Normalde ‘elif’ harfi ile yazılan “basm -
باسم“ kelimesi (56:74, 56:96, 69:52, 96:1), besmelede ‘elif’ harfi olmadan “bsm - بسم" şeklinde yazılır. Besmeledeki yazılış şekli üç ayette görülür: (1:1, 11:41, 27:30). Bu ayetler Kuran’ı üç parça olarak korur; birincisinden ikincisine 1520 (19×80) ayet, ikincisinden üçüncüsüne 1691 (19×89) ayet, üçüncüsünden Kuran'ın sonuna kadar 3135 (19×165) ayet bulunur [Delile Bak].

Reşad’ın iddia ettiği gibi VAHİD kelimesi de Kuran’da VAHD şeklinde değil, VHD şeklinde yazılır. Bu da İSM 19 kez geçer = VAHD ebcedi 19’dur eşleşmesini de yok etmektedir.

‎'Elif' başlangıç harfli surelerde geçen "VHD (‎حد‎و)" kelimeleri: ‎

‎2:61, 2:133, 2:163, 2:213, 7:70, 7:189, 10:19, 11:118, 12:31, 12:39, 12:67, 13:4, 13:16, 14:48, 29:46, 31:28, 36:29, 36:49, 36:53, 38:5, 38:15, 38:23, 38:65, 40:12, 40:16, 40:48, 41:6, 42:8, 43:33.


ELİF SAYIM HATALARI

Reşad ‘Elif’ başlangıç harfli surelerin sayımlarında da hatalar yapmıştır. Nitekim diğer başlangıç harfli surelerle ilgili nüsha üzeri sayımlarına ulaşabiliyoruz ancak ‘elif’ başlangıç harfli hiçbir surenin nüsha üzerinde sayımını göstermemiştir.

Aşağıda Reşad’ın bu surelerde yaptığı hatalı sayımlar ve delilli sayımlarla ilgili bilgiler mevcuttur.

DELİLLİ SAYIMLARA ULAŞMAK İÇİN: http://19sistemi.com/baslangicharfleri/sayimlar/


EVRENİN SONUNUN TARİHİ

Reşad, evrenin sona ereceği yılı bildirirken de hata yapmıştır.  

15:85-87 ayetlerinde; evrenin bir amaç için yaratıldığı, sonunun geleceği ve Muhammed peygambere yedi çiftin ile Kuran’ın verildiği belirtilir. 

15:85-87 Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O an elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran. Efendin elbette Yaratandır, Bilendir. Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik. 

Reşad, muhtemelen: sayının hicri takvimde denk geldiği zamanın 19’a bölünebilir olması gerektiğini düşünmüştür. Bu sebeple 1709 çıkan sonuç için; “Kehanetin Kuran’da bildirildiği andan itibaren, Dünya 1709 ay yılı boyunca yaşayacaktır, o yüzden buna +1 eklemek lazım = sonuç 1710'dur.” demiştir ancak, bu hatalı bir çıkarımdır.

Bu tablo, evrenin sona ereceği Hicri 1709/Miladi 2280 yılına işaret etmektedir. Hatta Kuran, yılı vermekle kalmayıp; günü ve saati de işaret eder!   

75:6-12 “Diriliş Günü ne zaman?” diye sorar. Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu ve güneş ile ay bir araya toplandığı zaman... O gün insan diyecek: “Kaçış nerede?” Hayır, asla! Sığınak yok! O gün, son durak Efendi'nin huzurudur.

Ay tutulmalarında Dünya, Güneş ile Ay'ın ortasında kaldığından, Ay tutulduktan (75:8) sonra Güneş ile Ay bir araya getirilirse (75:9); Ay, Dünya'ya çarpar ve Dünya ile birlikte Güneş'le birleşir. Bu, Dünya'nın sonu anlamına gelir.

Miladi 2280 ile Hicri 1709 seneleri (Miladi 1.1.2280- 27.8.2280) aralığında kesişirler. Bu aralıkta üç adet ay tutulması vardır. Yani evrenin sonu, bu üç tutulmanın birinde gerçekleşecektir.

17 Ocak 2280 - UTC 15:50

13 Haziran 2280 - UTC 21:38

13 Temmuz 2280 - UTC 05:53

Bu üç tutulmadan; 17.1.2280 günü, saat UTC 15:50’de gerçekleşecek olanı dikkat çekicidir. Çünkü tarihi ve saati 19'un tam katıdır!

17.1.2280 = 1712280 (19×90120) 15:50 günün 950. dakikasıdır: 
950 (19x50)

Kesin günü/saati Tanrı bilir. O, bu bilgiyi neredeyse gizlemiştir (20:15) ve ihtimalleri açığa çıkarmıştır. Bu ihtimallere inanmayanlar için evrenin sonu, ansızın gelmiş olacaktır… 

47:18  O anın kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Kuşkusuz onun belirtileri gelmiş bulunuyor. Onlara gelip çatınca kendilerine gelen mesajın ne yararı olur?

22:55  İnkarcılar ise, o an kendilerine ansızın gelinceye kadar, yahut o müthiş günün cezası kendilerine çatıncaya kadar sürekli ondan kuşku duyacaklardır.

Ekstra Bilgi: 

İsa’nın, evrenin çöküşü için bir bilgi kaynağı ve işaret olduğu söylenmiştir. 

43:61 O (İsa), saat/o an hakkında bir bilgi kaynağı ve işarettir. Öyleyse onun (zamanı) hakkında kuşku beslemeyin ve beni izleyin. Doğru yol budur.  

İsa ile Muhammed’in doğum yılları arasında 570 yıl fark vardır. Evrenin başlangıcından şimdiki zamana kadarki süreyi, 1 güneş yılına sığdıran ve ‘500 güneş yılı = 1 kozmik saniye ölçüsünü uygulayan Kozmik Takvim’e göre; İsa 31 Aralık 23:59:55’te doğmuştur. 

Eğer bu ölçüyü, 70 seneyi daha içine alacak şekilde ‘570 güneş yılı = 1 kozmik saniye olarak uygularsak (yani İsa ile Muhammed’in doğumları arasında yılların sayısını ölçü olarak alırsak); İsa’nın doğumu evrenin bitimine 4 kozmik saniye, Muhammed’in doğumu 3 saniye kaldığını gösterir. Ve 2280 yılı saat 00:00:00’a denk gelir! 

20:15 AYETİ 

20:15 O an elbette gelecektir. Herkes yaptığının karşılığını görsün diye ben neredeyse onu gizleyeceğim.  

Çöküş tarihinin ‘neredeyse gizlendiği’ yer; başlangıç harfleridir (yedi çifttir).Bunların sayısal değer toplamının 1709 olduğunu biliyoruz ve ilginçtir ki; 20:15 ayetini sayı olarak yazılınca elde edilen ‘2015’ sayısı, 1709’uncu bileşik sayıdır.  


NAMAZ VE REKATLARI

REŞAD’IN NAMAZ TEZİ:

Reşad Halife namazın 5 vakit ve 2-4-4-3-4 rekat şeklinde olduğunu, CUMA namazı diye ayrı bir namaz olduğunu, namazda Arapça şekilde Fatiha suresinin okunması gerektiğini, oturma (teşehhüt) pozisyonu olduğunu iddia etmiştir.

[1] https://www.youtube.com/watch?v=-u03RXuAuz4
[2] http://teslimiyet.org/ekler.php?ekid=15

Ancak Kuran'a göre; namaz “tam olarak böyle kılınır” diye bir ŞEKİL yoktur. Kuran’daki bilgiler dahilinde isteyen istediği gibi kılar.

Namaz iki vakittir. Kuran’da şafak (salat-el fecr) ve akşam (salat-el işa) namazları dışında hiçbir namaz adı geçmez (24:58).

Şafak (fecr) namazı, adından ve 17:78’deki “kur’anel-fecri” tabiriyle anlaşılacağı gibi; ufukta aydınlanmanın başlamasından güneşin doğmasına kadar kılınmalıdır. Buradaki “kuran” sözcüğü fecrin, yani sabah şafağının iyice yoğunlaşıp toplanması anlamındadır. (Diğer Anlamları: Okumak/okutmak/toplamak/bir araya getirmek/içinde tutmak vb.)

Akşam (işa) namazı ise güneşin batmasından havanın tamamen kararmasına kadar kılınmalıdır. Bunu da 11:114 ayetinde “gecenin yakın kısmında” ve 17:78 ayetinde “gecenin kararmasına kadar” kısımlarıyla pekiştiririz.

Namaz; kıyam (dik durma), rüku (eğilme) ve secde (kapanma) hareketlerini içerir (3:43, 22:26). Ancak kaygı ve endişe durumlarında yürüyerek veya bir bineğin üzerinde zihinden kılınabilir (2:239). 

Kuran'da rekat diye bir kavram bulunmaz. 4:101-4:102 ayetlerinde tehlike ve korku gibi durumlarda namazın kısaltılabileceği söylenir. Bu ayetler referans gösterilerek (secdeden sonra namazın bitirilmesinden bahsediliyor), namazın en az iki rekat olduğu iddia edilebilir; ancak ayetlerde hızdan mı yoksa "ilk secde" diye bir şeyden mi bahsedildiğine dair açıklık yoktur.

Dolayısıyla namazın uzunluğu kişinin veya grubun o andaki durumuna ve koşullarına bırakılmış olma ihtimali çok daha yüksektir. Zaten Tanrı, namazın huşu içinde (saygı duyarak, içtenlikle, canı gönülden yönelerek, alçak gönüllü, bilinçli, duyarlılıklı) kılınmasını ister (23:2). Bu da rekâtların sayı çokluğu ile değil; konsantrasyon ile sağlanır.


ÖZETLE;

Reşad Halife’nin elçi olması, onun kusursuz bir şekilde yaşamış veya bilgi ilettiği anlamına gelmemektedir. Peygamberler ve elçilerin hatalar yapabileceği, onların da sorgulanacağı Kuran’da açıktır (7:6, 22:52, 14:11 gibi).

Bu makalede Reşad Halife’nin hatalı olduğu her şey (zekat, Kuran çevirisindeki hatalar vs) işlenmemiştir. Çünkü bu makalenin amacı Reşad Halife’nin tüm hatalı çıkarımlarını işlemek değil, Reşad Halife’yi kusursuzlaştırıp, her söylediğini hatasız görenleri uyarmaktır. Reşad Halife’nin çevirisi veya söylediği her söz akıl-Kuran süzgecinizden geçirilmelidir.

Reşad Halife'nin hatalı/eksik çıkarımları kimseyi dinden çıkarmaz; sadece sizin de hatalı/eksik çıkarımları uygulamanıza neden olur. “Hatalı olsun! Ben yargı gününde elçiye uydum işte” derim diyenler bilsin ki; “Bu da bir testti. Aklınızı kullanın deyip duran kitabını neden uygulamadın?” cevabı alırsalar şaşırmasınlar.