ŞEHİTLİK/ŞAHİTLİK


Şehit kelimesinin, şahit kelimesinden bir farkı yoktur. Şehit/şahit kelimesinin kökü Arapçada "şhd"dir. “Şehit” kelimesi aslında Türkçe’de “şahit”tir; eş anlamlısı da “tanık” kelimesidir.

En çok istismar ve manipüle edilen makamlardan birisi şehitlik/şahitliktir. Çoğu zaman siyasiler ve sözde İslami terör örgütleri tarafından istismar edilir. Bu kelimeyi Tanrı yolunda ölmeye bağlayanlar; dini istismar ederek kendi amelleri için insanları ölüme sürüklerler.

Türkiye’de “şehit” deyince akıllara ilk olarak; “terörist tarafından öldürülen polis, asker veya vatandaş” gelir. Sözde İslami terör örgütleri için de kendi askerleri şehittir. Bu askerleri de şehit olma vaadiyle kandırırlar.

Peki, şehit/şahit olmak için ölmek şart mıdır? Şehitlik/şahitlik devlet için savaşmak mıdır? Müslüman olmayanları öldürürken ölmek midir? Hayır…

GERÇEK ŞEHİTLER/ŞAHİTLER

Bu makama erişmek için “ölmek” şart değildir.

33:45 Ey Peygamber! Hiç kuşkusuz, biz seni bir TANIK (şâhiden), bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik..

48:8 Biz seni bir TANIK (şâhiden), bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik..

4:41 Her toplumun üzerine bir TANIK (şahidin) getirdiğimizde, seni de bunların üzerine TANIK (şehida) olarak getirince halleri ne olacak?.

Görüldüğü gibi Muhammed peygamberin gönderiliş sebeplerinden biri, tüm peygamberler gibi kendi toplumu adına şehit/şahit olmasıdır. Şehitlik/şahitlik yalnızca peygamberlerle veya elçilerle de sınırlı değildir.

Şehit/Şahit: Hak/gerçek/pozitif/iyi/erdem/Tanrı yolunda bir değere/olaya tanık olan ve onu savunan kişidir.

Yani gerçeği haykıran ve bu yolda mücadele etmiş herkes bu makamdadır. Örneğin; doğayı katleden mermer ve taş ocaklarını protesto edenler, özgürlük ve adalet için direnenler, çalınan hakları savunanlar yargı gününde tanıklık yapacaklardır.

40:51 Biz elçilerimize ve gerçeği onaylayanlara bu dünya hayatında ve ŞEHİTLERİN/ŞAHİTLERİN duruşmalarda bulunacakları günde yardım ederiz..

ŞEHİTLERİN/ŞAHİTLERİN SONRAKİ YAŞAMDAKİ DURUMU

Ölen şehitler/şahitler, Tanrı’nın “öncüler” olarak nitelendirdiği kişilerdir. Öncüler; peygamberler, elçiler, şahitler ve Tanrı’ya yakın olan insanlardan oluşur (36:26, 3:169-171). Öncü insanların çoğu eski devirlerin, küçük bir kısmı da yeni devirlerin insanlarıdır. 

56:10-14 Bir de ileri geçen öncüler vardır. İşte onlardır yaklaştırılanlar. Nimet bahçelerinde… Onların büyük bir kısmı önceki nesillerden. Küçük bir kısmı da sonraki nesillerdendir. 

Öncüler, ölümleriyle birlikte sonsuz yaşamlarına -hemen- geçmişlerdir/geçerler. Tanrı’ya yakın olan bu insanların, sonsuz yaşamlarına başladıkları yer; Tanrı’nın katıdır…

3:169 Tanrı yolunda vurulanları ölü sanmayın; bilakis onlar Efendilerinin katında nimetler içinde diridirler.

2:154  Tanrı yolunda öldürülenlere, “Onlar ölülerdir” demeyin. Aksine onlar diridir fakat siz farkında değilsiniz.

16:32  İyi/erdemli durumdayken melekler canlarını almaya geldiklerinde, “Selam size olsun. Yaptıklarınızın karşılığı olarak bahçeye giriniz” derler

36:26-27  Kendisine, “Bahçeye gir” denir. “Keşke benim halkım bir bilseydi; Efendimin beni bağışladığını ve beni ağırladığını…” der. 

3:169-171  Tanrı yolunda vurulanları ölü sanmayın; bilakis onlar Efendileri katında nimetler içinde diridirler. Tanrı’nın onlara bolca verdiği nimetlerle neşe içindedirler. Kendilerine daha katılmamış yoldaşlarına bir korku ve üzüntü olmadığını müjdelemek isterler. Tanrı’nın bol nimetini ve Tanrı’nın gerçeği onaylayanların ödülünü yitirmeyeceği gerçeğini müjdelemek isterler

22:58-59  Tanrı yolunda göç ettikten sonra ölenler veya öldürülenler, Tanrı tarafından güzel bir rızık ile besleneceklerdir. Kuşkusuz Tanrı rızık verenlerin en iyisidir. Hoşnut olacakları bir kabul ile katına alacaktır onları. Tanrı Bilendir, Şefkatlidir. 

*Bu durum, öncülerin Dünya’da yaşayanları duyabilecekleri/görebilecekleri anlamına gelmez (35:14, 35:22, 5:117).