NAMAZ & SALAT


Namaz, Arapça ayetler okuyarak yatıp-kalkmak değildir, ödenecek bir borç da değildir! Zaten Tanrı’ya olan borç ödenebilir mi? 

16:18  Tanrı’nın nimetini saysanız bitiremezsiniz… 

4:34  O'ndan ne dilediyseniz size verdi. Tanrı’nın nimetlerini sayarsanız bitiremezsinaniz…

Namaz” kelimesi Arapça değil, Farsçadır. Kuran’da namazdan “salat” olarak bahsedilir; ancak her salat ile namaz kastedilmemektedir. Salat kavramı; desteklemek, dayanışmak, bağlantı kurmak, dua etmek, ilgi göstermek, yönelmek, ayakta tutmak, sürdürmek gibi anlamlara gelir.

Namaz, Tanrı ile bağlantı kurulan salattır (makalenin "itirazlara yanıtlar" kısmında belirtilen 3.çeşit salat türüdür). Yani bir çeşit aktif meditasyondur. O’na olan saygı ve sevgini hissetmek, dileklerini ve teşekkürlerini sunmak; illüzyondan çıkıp; GERÇEĞİ hissetmek ve farkındalık kazanmak içindir…

57:20 Bilesiniz ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme, para ve çocuk çoğaltma yarışından ibarettir.

2:152-153  Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Bana teşekkür edin; nankörlük etmeyin. Gerçeği onaylayanlar! Güçlüklere karşı sabır ve salat ile yardım dileyin. Tanrı sabredenlerle beraberdir. 

Yani namaz, kendin içindir. Çünkü -doğru şekilde- namaz kılmak bedenini ve karakterini geliştirir. 

  • Namaz, ön beyin bölgelerini geliştirir. Kuvvetlendirilmiş ve kontrol yetkileri üst düzeye çıkartılmış bir beyin sağlar. (Frontal/ön Lob: Bilinçli düşünmeden sorumlu bölgedir. Diğer hayvanların birçoğunda bulunmaz veya küçük şekildedir. İnsan beyninin ise çok büyük bir kısmını kaplar. Akıl yürütme, motor beceriler, yüksek seviyeli bilişsel yetenekler ve konuşma diliyle ilişkilidir. Hafıza, zekâ, konsantrasyon, öfke, suçluluk, kişilik, ahlaki değerler, öz disiplin, yoğunlaşma, gelecek planlama, haz geciktirme, karmaşık hesaplamalar yürütme ve davranışların sonuçlarını kestirme gibi işleri yürütür.)
  • Akış durumlarında beyinde salgılanan Anadamid; moral durumu yükseltir, ağrı algısını azaltır, kan damarları ve akciğerlerdeki hava yollarını (nefes alışverişini kolaylaştırmak üzere) genişletir ve bir ferahlama hissi tüm bunlara eşlik eder. [1]

NAMAZ HAREKETLERİ

Namaz'da uygulanması ŞART/FARZ hareketler yoktur. Şart; Tanrı'yı anmak, onunla bağ kurmaktır.

Kıyam (dik durma), rüku (eğilme) ve secde (kapanma) gibi hareketlerin namaz için olduğu söylenir (3:43, 22:26) ancak bu kelimelerin ayakta tutmak/uygulamak (kıyam), bağlılığı ortaya koymak/saygı göstermek (rüku), buyruklara boyun eğmek (secde) gibi anlamları göz ardı edilir. Hiçbir ayette "namaz şöyle kılınır, hareketleri bunlardır" diye bir bilgi yoktur; dolayısıyla namazın şekli diye bir şey yoktur. Ancak namazda kıyam, rüku ve secde uygulamak isteyen uygular, bunun da önünde bir engel yoktur. *Bu konuda daha detaylı bilgi almak isteyenler ŞU VİDEOYU izleyebilir.


NAMAZ VAKTİ

Namazın vakti yoktur. Kişi istediği zaman dünyadan uzaklaşıp Tanrı’ya dua eder.

Muhammed peygamberin zamanında, inen vahiylerin insanlara topluca aktarılması için salat vakitleri kullanılmıştır. Salat iki vakittir. Kuran’da şafak (salat-el fecr) ve akşam (salat-el işa) salatları dışında hiçbir vakit adı geçmez (24:58).

Şafak (fecr) salatı, adından ve 17:78’deki “kur’anel-fecri” tabiriyle anlaşılacağı gibi; ufukta aydınlanmanın başlamasından güneşin doğmasına kadar yerine getirilmelidir. Buradaki “kuran” sözcüğü fecrin, yani sabah şafağının iyice yoğunlaşıp toplanması anlamındadır. (Diğer Anlamları: Okumak/okutmak/toplamak/bir araya getirmek/içinde tutmak vb.)

Akşam (işa) salatı ise güneşin batmasından havanın tamamen kararmasına kadar yerine getirilmelidir. Bunu da 11:114 ayetinde “gecenin yakın kısmında” ve 17:78 ayetinde “gecenin kararmasına kadar” kısımlarıyla pekiştiririz.


REKAT SAYISI

Kuran'da rekat diye bir kavram bulunmaz.


ABDEST 

Kuran’da “abdest” diye bir kelime yoktur. Salata katılmak için yapılan hazırlığa abdest denilmiştir.

Abdest şu şekilde alınır; yüz yıkanır, eller yıkanır, kollar dirseklere kadar yıkanır, başın bir kısmı ve ayaklar topuklara kadar sıvazlanır. Su bulamazsanız; yerin üstündeki temiz şeylerle yüz ve eller sıvazlanarak temizlenir.

Abdestsiz olmak; temizlikten uzak olmaktır.

4:43 …sarhoşsanız ne dediğinizi bilinceye kadar ve temizlikten uzak kalmışken (yolcu olmanız müstesna) yıkanıncaya kadar salata yaklaşmayın. Eğer hastaysanız, yolculuktaysanız, tuvaletten gelmişseniz ya da cinsel ilişkiye girmişseniz ve su bulamamışsanız; yerin üstündeki temiz şeylerle yüzünüzü ve ellerinizi sıvazlayarak temizleyin…

5:6 …salata katılacağınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar da ellerinizi yıkayın. Başınızın bir kısmını ve bileğe kadar ayaklarınızı sıvazlayın. Temizlikten uzaksanız yıkanın. Hasta ya da yolcuysanız veya tuvaletten gelmiş veya kadınlarla cinsel ilişkide bulunmuş ancak su bulamamışsanız; yerin üstündeki temiz şeylerle yüzünüzü ve ellerinizi sıvazlayarak temizleyin…


GİYİM 

Salat veya namazla ilgili bir giyim koşulu bulunmaz. Sadece mescitlere giderken şık/güzel/temiz giyinilmesi istenir (7:31).


KIBLE 

Mescitlerde O’nun anılmasından bahsedilirken yönün önemi olmadığı, Tanrı’nın her yerde olduğu söylenir (2:114-115). Dileyenler yine de yüzünü Kâbê'ye dönebilir.


KULLANILAN LİSAN

Namaz kılacak (Tanrı ile konuşacak olan) insan tabi ki de anlayıp-bildiği dili konuşmalıdır. Salat vakitlerinde okunacak kutsal metinler için de aynı şekilde olmalıdır. Zaten Arapça bilmeyen birisinin, ayetleri Arapça okuması akıl tutulmasıdır!

Kuran, her ne dilde olursa olsun aynı şeydir. 

41:44 Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: “Ayetleri detaylandırılmalı değil miydi?” İster yabancı dilde, ister Arapça! De ki: “O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır.

Namaz, Kuran’dan Arapça cümleler ezberleyip teyp gibi okumak değildir. Tanrı, gösteriş için yapılan ibadetleri eleştirir ve ne denildiğinden habersiz salata yaklaşılmasını istemez (107:4-6, 4:43).


TOPLANTI SALATI (CUMA) 

Cuma kelimesi “toplantı/toplanma” anlamına gelir. Toplantı (Cuma) günleri çağrı yapılan yerlerde buluşulur. Ancak burada toplu namaz kılmamız emredilmemiştir. Dilenirse topluca namaz da kılınır; ancak farz Cuma namazı diye bir şey yoktur.

Asıl istenilen şey; genel SALAT'tır. Toplanıp, toplumsal konuları için Kuran ışığında konuşmak, Tanrı’nın emir ve tavsiyelerini uygulamak yolunda (salat) neler yapabileceğimizi birbirimize danışmamızdır.

62:9-11  Ey inananlar! Cuma/toplantı günü, salat için çağrı yapıldığında, Tanrı’yı anmaya koşun. Alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Salat bitince yerlerinize dağılın ve Tanrı’nın lütfundan nasibinizi arayın. Tanrı’yı çok zikredin ki belki kurtuluşa erersiniz. Buna rağmen onlar bir ticaret veya bir eğlence gördüklerinde hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta dururken bıraktılar. De ki: "Tanrı’nın katında olan, eğlence ve ticaretten daha iyidir. Tanrı, rızık verenlerin en iyisidir."

29:45  Kitaptan sana vahyolunanı okuyup anlat; salatı/dini ayakta tut. Şüphesiz ki salat insanı çirkinlik ve kötülükten alıkoyar. Tanrı'nın zikri/mesajı en büyük olandır. Tanrı yaptıklarınızı bilir.

Günümüzde bu çağrının öğlen vaktinde yapılma sebebi; öğle tatilinin geçmişten beri herkes için uygun zaman olması olabilir. Bunu; standart salat vakitlerini, çocukların ebeveynlerini uygunsuz şekilde görmemeleri ve öğlenin dinlenme vakti olduğu belirtilen ayetle de destekleyebiliriz.

24:58 …Şafak salatından önce, öğle vaktinde dinlenmek için elbisenizi çıkardığınız zaman ve akşam salatından sonra… 


CENAZE NAMAZI 

Cenaze namazı diye bir şey yoktur. 9:84 ayetinde yapılan çeviri hataları “ölen birisi için namaz kılınır” hükmünü çıkartabilir. Fakat ayette “namaz kılmak” olarak çevrilen “tusalli” kelimesinin doğru çevirisi dua etmek/desteklemek” şeklinde olmalıdır. Örneğin, ölen kişinin günahlarının affedilmesi için Tanrı’ya dua edilebilir.

9:84 Onlardan ölen birisine dua etme/destekleme, mezarı başında da durma. Çünkü onlar Tanrı’ya ve elçisine karşı geldiler ve yoldan çıkmışlar olarak öldüler.


KAZA NAMAZI 

Tanrı, yapılamayan ibadetlerin fidyelerini (karşılığında yapılması gerekenleri) bildirmiştir. Örneğin, oruçta tutmadığın günler sayısınca başka günlerde oruç tutmanı söylemiştir. Fakat salat veya namaza karşılık bir fidye bulunmamaktadır ve Kuran’da kaza namazı diye bir kavram yoktur.


KADIN-ERKEK SALAT ETMEK

Kadın ve erkeğin birlikte salat etmesine veya namaz kılmasına engel yoktur; kadınlar ve erkekler için ayrı bölümlerin bulunması son derece yanlıştır. Bu ayrım yetmezmiş gibi, toplantı (cuma) günleri kadınlara ait bölümlerin erkeklerce “gasp edilmesi” trajikomiktir.


KERAHET VAKTİ 

Belli vakitlerde namaz kılınamayacağı uydurmadır; her an namaz kılınabilir.


İTİRAZLARA YANITLAR

İTİRAZ 1:

11:114 ayetine göre üç veya daha fazla salattan bahsediliyor.

CEVAP:

Ayeti detaylandıralım.

Kelime

Anlam

Kök

ve ekimi

ve ayağa kaldır

قوم

s-salate

salatı

صلو

tarafeyi

iki tarafında

طرف

n-nehari

gündüzün

نهر

ve zulefen

ve yakın vakitlerinde

زلف

mine

 

 

l-leyli

gecenin

ليل

inne

şüphesiz

 

l-hasenati

iyilikler

حسن

yuzhibne

giderir

ذهب

s-seyyiati

kötülükleri

سوا

zalike

bu

 

zikra

bir öğüttür

ذكر

lizzakirine

ibret alanlara

ذكر

Bu ayette ‘zulefen’ kelimesinin çoğul olarak kullanıldığını görmekteyiz; bu da en az 3 ve daha fazla şeyi ifade eder. Ayet içindeki anlamına baktığımızda ‘yakınlarında’ anlamı çıkar. Bazı kişiler bu ayette 3 vakit salat çıktığını düşünmektedirler. Sabah, akşam ve yatsı salatı. Ama bu görüş hatalıdır.

Bu ayetten 3 vakit salat çıkarmak için zorlama yapılırsa durum şu olur: Gündüzün 2 tarafında salat yapılacak ve bunlardan ayrı olarak ekstra: gece yakınlarında 3 veya daha fazla salat daha yapılacak. Ancak bu çıkarım yanlıştır. ‘Zulefen’ çoğul kelimesi salat'a gitmez. Bu kelime yakınlar (çoğul) anlamında olup, geceye yakın zamanLARI işaret eder. 

Diğer bir konu ise 'وَ' 'vav' (ve) bağlacının yanlış çevrilmesidir: Dr. Sonia Cihangir bu konuda çok güzel bir video yayınlamış: Kitap ve hikmet iki ayrı kaynak değildir / "ﻮ"‎ vav bağlacı hakkında (Bakara 231).

11:114 ayetindeki 'وَ' 'vav' bağlacı Arapça dil bilgisine göre kendisinden önce gelen şeyi açıklamak içindir. Onun bir sıfatı gibi işlem görür. Arapçadaki bu çeşit  'وَ' 'vav' bağlacının Türkçede kullanımı pek yaygın değil ama şu örnek verilebilir. Diyelim ki şunu diyeceğiz; 'Karşıdan güzel bir insan geliyor'. Karşıdan gelen insan güzel bir insan. Arapçadaki bu  'وَ' 'vav' bağlacı gibi kullandığımızda şu şekilde olur; 'Karşıdan bir insan geliyor ve güzel'. Bu şekilde belirtiğimizde "karşıdan bir insan ve ekstra güzel bir insan daha geliyor" değildir. Arapçada 'وَ' 'vav' her zaman Türkçedeki 've' ile aynı anlama gelmemektedir.  

Tanrı ayetin anlamını çok net açıklıyor aslında. Gündüzün iki yanında salat yapılacak. Bunların hangi zamanlarda yapılacağını açıklamakta 'وَ' 'vav' bağlacını kullanıyor; belirli bir süre/aralık veriyor. Böylece bu iki salatın gündüzün iki tarafında/ucunda; (yani/vav) gece yakınlarında yapılmasını emrediyor.

17:28 ayeti de aynı şeyi bildirmektedir. Bir salat Güneş'in batmasından gecenin kararmasına kadar, bir diğeri ise fecrin yoğunlaştığı zaman yerine getirilir: “Güneş’in batmasından gecenin tam kararmasına kadar salatı yerine getir, fecrin yoğunlaştığı zamanda da. Fecrin yoğunlaşması gözle görülen bir zamandır.” 

24:58 ayetinde de Tanrı’nın Salat-ul Fecr ve Salat-ul Işa'dan bahsettiğini görebilirsiniz; "Ey iman edenler! Sözleşmeleriniz altında bulunanlar ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah salatı zamanı girmesinden önce, öğleyin giysilerinizi çıkardığınız vakit ve akşam salatının zamanı bittikten sonra sizden izin istesinler, zira bu üç vakit sizin halvette bulunacağınız özel vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanında girip-çıkıp dolaşabilirsiniz. Ayetleri size böyle açıklar. Zira Tanrı, iyi bilendir, hikmet sahibidir."

Görsel Anlatım




İTİRAZ 2:

2:238 ayetinde el-Vusta diye bir salattan da bahsediliyor.

CEVAP:

2:238 Salatlara ve salat-ı vustaya gayret edin. Tanrı'ya içtenlikli olmaya özen gösterin.

Arapça okunuş: Hafizu ala s-salavati ve s-salat ilvusta ve kumu lillahi kanitin.

Bu ayetin birçok çevirisinde "salatları" kelimesi "namazları" olarak çevrilmiştir. Ama asıl ince nokta, salatlar (çoğul) kelimesi ile neyin kast edildiğidir.

2:238'de geçen "Vusta" kelimesinin ise "hayırlı, üstün,  adaletli, faziletli" anlamları yerine ‘orta’ anlamı alınarak, bu salatın öğle namazı/ikindi namazı olduğu veya hayırlı salat olarak düşünülerek cuma namazı olduğu söylenmiştir, ancak bunlar da yanlış çıkarımlardır.

Dr. Sonia Cihangir: "Ayette "salat" kavramı iki defa; birisinde çoğunluğun çoğu şeklinde (as-salavat) olarak geçerken, ikincisinde (as-salat) olarak geçmektedir. Salavat -faalat vezninde olup, tüm salat çeşitlerinin çoğulunu ifade eder. Eğer tek bir çeşit salatın çoğulu kastedilseydi "SalAvat" değil, "Salvat" olmalıydı. Bir de tek bir çeşit "salat" söz konusu olsaydı, elif-lam'la beraber geldiği için tekil olması gerekirdi. Çünkü "ismi cins" çoğul olarak kullanmaz. Örneğin "inna al-insana lafi husr” ayetinde "insan" kelimesine gelen elif-lam, cins için kullanmıştır ve tüm insanları kapsar ama çoğul değil, tekil şekilde kullanılmıştır. Bu durum Arapça gramere uygundur. Yani 2:238. ayette geçen "hafizu salavatakum"dan kastedilen namaz olsaydı "hafizu as-salat" olurdu. Dolayısıyla burada salatın tüm çeşitleri kastedilmiştir. Gözden kaçan diğer husus da şudur: Ayette fiilin fe'ele vezninde değil, mufa'ala babından olan "fa'ala" vezninde gelmesidir. Yani, "salatlarınızın tüm çeşitlerini koruyunuz " demiyor. Kastedilen bu olsa idi ‘ihfazu salavat’ olması gerekirdi. Ayette ‘hafizu ala salavat’ yani "karşılıklı olarak salatların tüm çeşitlerini koruyunuz" denilmektedir."

Yani 2:238-239 ayetlerinde; tüm salatların korunması ve en hayırlı/adaletli salatın uygulanmasına gayret edilmesi istenmiş, kaygı duyulursa yapılacaklar belirtilmiştir.

2:238-239 Hafizu ala s-salavati ve s-salat ilvusta ve kumu lillahi kanitin. Fe in hıftum fe ricâlen ev rukbânâ, fe izâ emintum, fezkurûllâhe kemâ allemekum mâ lem tekûnû ta’lemûn.

2:238-239 Salatları koruyun ve en adaletli/dengeli/hayırlı salata gayret edin. Tanrı için içtenlikli olmaya özen gösterin.
Eğer kaygı duyarsanız, uzmanlara danışın veya kestirmeden gidin/bilinene/genele uyun. Kaygıdan/arada kalmaktan kurtulunca bilmediklerinizi size öğreten Tanrı'yı anın.

*Zaten 2:226'dan itibaren 2:238'e gelene kadar anlatılan konular; boşanma, mehir verme, anne-çocuk gibi konulardır. Bunlardan bahsedilirken, bir anda 2:238-239'da namazdan bahsedip, konunun 2:240'dan itibaren tekrar dul ve boşanmış kadınlara yardıma gelmesi garip olmaz mı?

Arapça çoğul kelime en az 3 ve üstü sayıyı işaret ettiğine göre en az 3 çeşit salat (destek) olmalıdır. Kuran'ı incelediğimizde en az üç çeşit salat (destek) olduğu anlaşılır:

1. Evren-doğa ile uyum içinde olmak, onu desteklemek. (KUL -> DÜZEN & YASALAR)

2. Toplumsal dayanışma içinde olmak,Tanrı’nın indirdiği ve tavsiye ettiği yasaları toplumda ayakta tutmak, uygulamak, sürdürmek ve desteklemek. (İNSAN -> İNSAN)

3. Tanrı ile iletişim kurmak, O'nu anmak, O'ndan destek istemek, bağlantımızı desteklemek. (KUL -> TANRI)

4. Tanrı'nın kullarını desteklemesi. (TANRI -> KUL)


AYETLERLE SALAT ÇEŞİTLERİ

1. Evren-doğa ile uyum içinde olmak, onu desteklemek. (KUL -> DÜZEN & YASALAR)

Evren ile uyum içinde olmak, onu desteklemek, doğanın işleyişini bozmamak ve ona saygılı bir şekilde davranmak, Tanrı'nın koymuş olduğu yasalara uygun hareket etmek, evrensel işleyişin bozulmasına engel olmak, doğayı ve düzeni korumak.

55:7-8 Ve sema (evren); onu yükseltti. Ve ölçüyü koydu. Ölçüyü çiğnemeyin.

2:204-205 Dünya hayatı hakkında, sözleri senin hoşuna giden bazı kişiler var. Azılı bir düşman olduğu halde kalbinde olana Tanrı'yı tanık tutar. Yanından ayrıldığında/işbaşına geçtiğinde yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için işe koyulur. Oysa ki Tanrı, fesadı sevmez.

24:41 Görmedin mi, göklerdeki ve yerdeki kimseler de bölük bölük olmuş kuşlar da Tanrı'yı tespih etmektedir. Her biri kendine özgü salatını, kendine özgü tespihini bilmiştir. Tanrı, onların yapmakta olduklarını çok iyi bilmektedir.

*23:41 ayetindeki (صَلَاتَهُۥ) salatehu kelimesi Kuran’ın diğer yerlerinde namaz olarak çevirenler kuşlara namaz kıldıramayınca mecburen yan yollara giderek başka kelimeler ile açıklama yapmışlardır. Bu ayette salat çeşitlerinin bir tanesini görmekteyiz; bu da evren ile uyum içinde olmak ve ona uymak, onu desteklemektir.

2. Toplumsal dayanışma içinde olmak, Tanrı’nın indirdiği ve tavsiye ettiği yasaları toplumda ayakta tutmak, uygulamak, sürdürmek ve desteklemek. (İNSAN -> İNSAN)

Tanrı’nın bildirdiklerini birbirimize aktarmak, dürüst olmak, iyi olmak, iyiliği tavsiye etmek, sabırlı olmak, sosyal yardımlaşmada bulunmak, adaletin sağlanması, ekonomik yardımlar vs.

76:7-8 Onlar sözlerini yerine getirirler ve alabildiğine kötü olan bir günden korkarlar. Yoksula, öksüze ve tutsağa sevdikleri yiyecekleri yedirirler.

31:17 "...Salatı gözet; iyiliği emret, kötülükten menet ve başına gelene sabret. Bunlar temel davranışlardandır."

5:48  Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledikTanrı dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın...

51:19 Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardır.

42:38 Onlar; Rab'lerinin çağrısına karşılık verirler, salatı gözetirler; işlerini aralarında danışma ile kararlaştırırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan yardım için verirler.

42:41-42 Haksızlığa uğradıktan sonra hakları için direnenler kınanmazlar, cezalandırılmazlar. Ancak, halka zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere saldıranlara karşı durulmalıdır. Onlara acı bir azap vardır.

4:135 Gerçeği onaylayanlar! Kendiniz, ananız, babanız ve yakınlarınız aleyhinde dahi olsa Tanrı için tanıklık ederek adaleti gözetin.

5:8 Gerçeği onaylayanlar! Tanrı için adaleti gözeterek tanıklık edin. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletli davranmaktan alıkoymasın. Adaletli davranın; bu erdemliliğe daha yakındır. Tanrı'yı dinleyin. Tanrı yaptıklarınızı haber alır. 

3. Tanrı ile iletişim kurmak, O'nu anmak, O'ndan destek istemek, bağlantımızı desteklemek. (İNSAN -> TANRI)

Kulun, Tanrı ile iletişim kurması, destek istemesi, teşekkür etmesi vs için yaptığı yoğunlaşmış dua/namaz.

2:152-153 Beni anın ki ben de sizi anayım. Bana teşekkür edin; nankörlük etmeyin. Gerçeği onaylayanlar! Güçlüklere karşı sabır ve salat ile yardım dileyin. Tanrı sabredenlerle beraberdir.

2:186 Kullarım beni sana soracak olurlarsa bilsinler ki ben yakınım. Beni çağırdığı vakit çağıranın çağrısına karşılık veririm. Doğru yolu bulmaları için onlar da bana karşılık vermeli ve beni onaylamalı.

40:60 Rabbiniz der ki, "Bana yalvarın size cevap vereyim..."

4. Tanrı'nın kullarını desteklemesi. (TANRI -> KUL)

Tanrı'nın kullarının çağrısına karşılık vermesi, kötülüklerden koruması ve hayat yolunda desteklemesi de salattır.

33:43 O ki sizi karanlıklardan ışığa çıkarmak için melekleriyle birlikte sizi destekler. O, gerçeği onaylayanlara karşı Rahimdir.

33:56 Şu bir gerçek ki; Tanrı ve melekleri, peygambere salat ederler. Ey inananlar! Siz de ona salat edin...

47:7 Ey inananlar! Eğer siz Tanrı’ya yardım ederseniz, O da size yardım eder. Ayaklarınızı sağlam tutar. 


Sorumluluk Reddi
Kesin olanı, gerçeği, en iyi Tanrı bilir.
Bu makalede okuduklarınızı süzgecinizden geçirmeden kabul etmemelisiniz.
Lütfen sitenin manifestosunu okuyunuz.


ALINTILAR

[1] Sinan Canan – Değişen Beynim

[2] Edip Yüksel – Mesaj (Kuran Çevirisi) / Dipnotlar

[*] İtirazlara Yanıtlar: KuranMucizeler.com

YARDIMCI KAYNAKLAR

-> Sinan Canan – Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler

-> www.beyinperformans.com

-> www.okyanusum.com

-> www.kurandakidin.com


Son Güncellenme: 20.03.2022
[PDF OLARAK OKU/İNDİR]