İNFAK (VERMEK/HARCAMAK)


Tanrı, maddi-manevi vermenin önemini vurgular; içten yapılan her iyiliğin katlanarak geri döndüğünü/dönmekte olduğunu/döneceğini söyler. 

2:158 …Kim gönülden bir iyilik yaparsa, Tanrı teşekküre karşılık verendir, bilendir… 

2:195 Tanrı yolunda harcayın, kendi kendinizi zarara sokmayın. İyilik edin. Tanrı iyilik edenleri sever. 

2:261 Paralarını Tanrı yolunda harcayanların örneği, her birinde yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumuna benzer. Tanrı dileyene katlayarak verir. Tanrı Cömerttir, Bilendir.

14:24 Görmez misin ki Tanrı güzel bir sözü güzel bir ağaca benzetir; kökü sabit, dalları ise göktedir. 

19:76 …Erdemli işler, Efendinin katında ebedi olarak en iyi ödülü ve en iyi sonucu hak eder. 

42:23 …Kim bir iyilik işlerse onun iyiliğini arttırırız. Tanrı bağışlayandır, takdir edendir. 

2:110  Namazı gözetin, zekatı verin. Kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her iyiliği elbette Tanrı katında bulacaksınız. Tanrı yaptığınız her şeyi görür.. 

2:261 Paralarını Tanrı yolunda harcayanların örneği, her birinde yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumuna benzer. Tanrı dileyene katlayarak verir. Tanrı Cömerttir, Bilendir. 

30:39 …Tanrı’nın yüzünü/rızasını dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onu verenler kat kat artıranların ta kendileridir. 

57:18 Sadaka veren erkekler ve kadınlar, Tanrı’a güzel bir borç vermişlerdir. Onlara kat kat ödenir ve onlar cömert bir ödül hak etmişlerdir. 

6:160  Kim iyilik getirirse, kendisine getirdiğinin on katı vardır… 

Sahip olunan eşyalar/paralar ihtiyaç sahipleriyle paylaşılmalıdır. 

16:71  Tanrı rızık açısından sizi birbirinize üstün kılmıştır. Nitekim, üstün kılınanlar, emirleri altındakilerle varlıklarını eşit paylaşmazlar. Tanrı’nın nimetini mi reddediyorlar? 

57:7  Tanrı’yı ve elçisini onaylayın ve yönetiminize verdiği şeylerden yardım için verin. Sizden gerçeği onaylayıp yardım edenler için büyük bir ödül vardır. 

Bu harcama eylemi “infak etmek”, harcananlar ise “zekat/sadaka” olarak tanımlanır. 

İnfak: Elden çıkarmak, harcamak, vermek.

Zekat: Arınmak, artmak.

Sadaka: Samimi olmak, doğru olmak, doğrulamak. 

Yani sende olanı ihtiyaç sahipleri için harcarsan; Tanrı’nın paylaşma konusundaki tavsiyesini samimiyetle eyleme dönüştürürsün ve arınırsın. Bu yolda harcadıkların zekattır, sadakadır

3:92 Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça/vermedikçe erdemli bir kişi olamazsınız. Her neyi verirseniz Tanrı mutlaka onu bilir.


KİMLER, KİMLER İÇİN HARCAMA YAPAR? 

Paylaşımın farz olması için belli miktarda paraya sahip olmak gerekmez. Zengin-fakir herkes, kendisinden daha kötü durumda olana yardım etmelidir. 

65:7  Geniş imkanı olan bu geniş imkanından harcasın. Rızkı kısıtlı tutulan da Tanrı’nın kendisine verdiği kadarıyla versin. 

Muhtaç durumdaki herkese yardım edilir. Tanrı bu kişileri şöyle örneklemiştir; 

2:177 …akrabalara, yetimlere, muhtaçlara, evsizlere, dilencilere ve köleleri özgürlüğe kavuşturmaya seve seve para yardımında bulunurlar… 

2:215  De ki: “Para ve mal yardımlarınızı ana-babaya, yakınlara, öksüzlere, yoksullara ve yolda kalmışlara yapmalısınız.” İşlediğiniz her iyiliği Tanrı bilir. 

2:273  Tanrı yolundaki çalışmasından ötürü özgürlükleri kısıtlanarak göç etme imkanından yoksun bırakılmış ihtiyaç sahiplerine verin. İffet ve onurları yüzünden, onları tanımayanlar bunları, zengin kişiler sanırlar. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek insanlardan bir şey istemezler. Ettiğiniz her iyiliği Tanrı çok iyi bilmektedir. 

9:60  Sadakalar Tanrı'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Tanrı yolundakiler, yolda kalmış kişi. Tanrı Alim'dir, Hakim'dir. 

30:38 Öyleyse yakınlığı bulunanlara haklarını ver, yoksula ve yolcuya da…


NE KADAR VERİLİR? 

Vermenin sınırı yoktur. 

2:219  Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: “Bağışladığınızı”. Böylece Tanrı size ayetlerini açıklar, umulur ki düşünürsünüz. 

*Bazı çevirilerde, 2:219 ayetinde geçen “bağışladığınızı” kelimesi “ihtiyaçtan arta kalan” şeklinde yanlış çevirmiştir. Çevrilen kelimenin orjinal hali ‘afv dir. Kuran’da 35 kez geçen bu kelime hiç bir yerde “arta kalan” anlamında kullanılmamıştır. Bu kelime affedilen/bağışlanan/vazgeçilen anlamlarına gelir.

Elbette vazgeçilen/bağışlanan miktarı belirlerken, kendini zor duruma düşürmemen gerekir.

17:26  Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da… Ancak saçıp savurma.

17:29  Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma yoksa pişman olur, üzülürsün.

25:67  Onlar verirken savurganlık ve cimrilik yapmaz, ikisi arasında dengeli harcarlar.

Fakat yeri gelir, aç iken aç doğurulur…

59:9  Onlardan önce yurt ve onay sahibi olanlar, kendilerine göç edenleri severler ve verdiklerinden ötürü içlerinde bir burukluk duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç içinde bile olsalar onları kendilerinden önde tutarlar. Doğrusu, nefislerinin bencilliğinden korunanlar kurtulanlardır. 

Kısacası, yardımın ölçüsü gönlünden kopandır. Bu harcamalar zorla veya görevmiş gibi değil, içten gelerek yapılır.


NE ZAMAN VERİLİR? 

Paylaşım için yılın belirli bir günü beklenmemelidir; her an uygulanabilir! 

23:4  Zekatı pratiğe geçirirler. 

Ele geçen her gelirden, ihtiyaç sahiplerine pay ayırılmalıdır. Örneğin; ekinlerin de hasat günü paylaşılması söylenmiştir… 

6:141  Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, zeytinleri ve narları, benzer veya farklı yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin ve hakkını da hasat gününde verin. Savurganlık yapmayın; O, savurganları sevmez. 


NE VERİLİR, NASIL VERİLİR? 

İhtiyaç sahiplerine verilecek şeyler; eskimiş-püskülmüş, size verilse almayacağınız şeyler olmamalıdır. 

2:267 Gerçeği onaylayanlar, kazandıklarınızdan ve sizin için yerden çıkardığımız nimetlerden yardım olarak verin. Size verilse, ancak gözünüz kapalı olarak kabul edebileceğiniz kötü mallarınızı yardım olarak vermeye kalkmayın. Bilin ki Tanrı Zengindir, Övgüye layıktır.

Yardımın gizli yapılması; yardım edilen kişinin sana karşı minnettarlık ve mahcubiyet yaşamaması, çevresinden utanmaması adına daha iyidir. 

2:271  Sadakaları açıktan verirseniz ne iyi, fakat gizleyip fakirlere verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. 

Yardım edilen kişinin bize değil; Tanrı’ya minnettar olmasını söylemek gerekir. 

76:9  Biz sizi Tanrı rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ya da bir teşekkür beklemiyoruz. 

İyilik yapmak için iyilik yapılmaz, iyilik gösteriş haline getirilmez, yapılan iyilik başa kakılmaz! 

2:262-264  Mallarını Tanrı yolunda harcayıp, sonra da harcamaların peşinden başa kakıp eziyet vermeyenlerin ödülleri Efendileri katındadır. Onlara korku yoktur ve tasalanmayacaklardır onlar. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Tanrı cömerttir, yumuşak davranandır. Ey iman edenler! Tanrı’ya ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını infak eden kişi gibi sadakalarınızı başa kakarak ve eziyet ederek boşa çıkarmayın

92:18-19 O ki malını vererek temizlenir; hiç kimseden de buna karşılık bir iyilik beklemez.


VASİYET

Tanrı, insanın vasiyet yazmasını ister. 

2:180  Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir.


ZEKAT/SADAKA KONUSUNDA YANLIŞ BİLİNENLER

  • Zekat yılda bir kez verilir.
  • Miktarı, sahip olunan malın en az 1/40’ı olmalıdır.
  • Altın-gümüş-nakit para hesabı ayrıdır.
  • Zekat ihtiyaç fazlası maldır.
  • Zekatı sadece mal sahipleri verir.
  • Zekat farzdır, sadaka sünnettir.